Yeni biriyle tanışmadan önce, bir sunum yapmadan ya da kalabalık bir ortama girmeden önce heyecanlanmak çoğu insanın yaşadığı bir şeydir. Ancak bazı insanlar için bu heyecan, günlük hayatı zorlaştıran yoğun bir korkuya dönüşür. Bu yazıda sosyal kaygının ne olduğunu, sıradan utangaçlıktan nasıl ayrıldığını ve hangi tedavi yöntemlerinin yardımcı olabileceğini ele alıyoruz.
Utangaçlık mı, sosyal kaygı bozukluğu mu?
Utangaçlık bir kişilik özelliğidir. Utangaç biri yeni ortamlarda kendini biraz rahatsız hissedebilir, ama genellikle bu hissi aşarak okulda, işte ve ilişkilerinde işlevselliğini sürdürür.
Sosyal kaygı bozukluğunda, DSM-5’te sosyal fobi olarak tanımlanır, durum farklıdır. Kişi başkaları tarafından yargılanma, küçük düşürülme veya reddedilme korkusunu yoğun ve sürekli bir biçimde yaşar. Bu korku, gerçek durumla orantısızdır ve aylarca sürebilir. Önemli bir nokta: böyle bir değerlendirme her zaman yetkin bir uzman tarafından yapılan dikkatli bir görüşme sonrasında, ön DSM-5 sınıflandırması olarak ele alınır. Bu, kişinin kendi kendine yapıştırabileceği bir etiket değildir.
Fark, “biraz” ile “çok” kaygı arasında değil, kaygının günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğinde ve kişinin sosyal durumlardan ne kadar kaçındığında yatar.
Sık görülen tetikleyiciler
Sosyal kaygı çeşitli durumlarda ortaya çıkabilir. En sık bildirilen durumlar şunlardır:
- Topluluk önünde konuşmak, örneğin bir sunum yapmak veya bir toplantıda söz almak
- Başkalarının yanında yemek yemek veya bir şeyler içmek, elinin titreyeceği veya izleniyor olacağı korkusuyla
- Yeni insanlarla tanışmak, bir davette, networking etkinliğinde veya yeni bir işin ilk gününde
- Başkalarının duyabileceği bir ortamda telefonla konuşmak
- Birisi izlerken bir şey yazmak veya yapmak
Bu kaygıya genellikle yüz kızarması, titreme, terleme, kalp çarpıntısı veya zihninin boşalması gibi bedensel belirtiler eşlik eder. Birçok kişi olay bittikten sonra da saatlerce, hatta günlerce kendini nasıl gösterdiğini düşünüp durur.
İş ve günlük yaşama etkisi
Sosyal kaygı nadiren tek bir duruma özgü kalır. Kişi iş görüşmelerinden kaçınabilir, daha fazla görünürlük gerektirdiği için terfi fırsatlarını geri çevirebilir veya işte dikkat çekmemek için sessiz kalmayı tercih edebilir. Sosyal yaşamda ise davetleri iptal etme, grup etkinliklerinden uzak durma veya bir toplulukta hiçbir zaman gerçek kendisi olamama hissine yol açabilir. Zamanla bu durum yalnızlık ve karamsarlık hissini güçlendirebilir.
Tedavi: bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma
Sosyal kaygı için en yaygın kullanılan ve bilimsel olarak desteklenen tedavi yöntemi bilişsel davranışçı terapidir (CGT/BDT). Bu yaklaşımda iki alanda çalışılır:
- Kaygının arkasındaki düşünceler. Sosyal kaygısı olan kişiler genellikle “herkes gergin olduğumu fark ediyor” veya “yanlış bir şey söylersem benimle dalga geçecekler” gibi inatçı düşüncelere sahiptir. Terapide bu düşünceleri fark etmeyi ve daha gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirmeyi öğrenirsiniz.
- Maruz bırakma (exposure), yani korkulan durumlarla kademeli olarak yüzleşmek. Küçük, ilerleyen adımlarla normalde kaçındığınız durumları deneyimlersiniz. Böylece korkulan senaryoların genellikle gerçekleşmediğini ve gerginliğin zamanla azaldığını fark edersiniz.
Mavera GGZ’de sosyal kaygı için temel tedavi yaklaşımı, maruz bırakma teknikleriyle desteklenen BDT’dir. Duruma göre, geçmiş yaşanmış olumsuz deneyimlerle bağlantı varsa EMDR, ya da kaygıyı kabullenme becerisi önemliyse ACT (kabul ve kararlılık terapisi) de tedavi planının bir parçası olabilir.
Grup terapisinin değeri
Sosyal kaygıda özellikle değerli bir destek yöntemi grup terapisidir. Grup ortamı, kaygının tam olarak odaklandığı şeyi güvenli ve rehberlik altında pratik etme imkanı sunar: başkalarının yanında konuşmak, geri bildirim almak, kendini göstermek. Grupta benzer zorlukları yaşayan kişiler bulunduğu için “kusursuz görünme” baskısı da genellikle azalır. Herkes en başından grup terapisine hazır olmayabilir, ancak bireysel maruz bırakma çalışmaları biraz daha tanıdık geldiğinde değerli bir adım olabilir.
Tedavi pratikte nasıl işler?
Tedavi süreci her zaman bir görüşmeyle başlar. Bu görüşmede uzman, sizinle birlikte kaygının ne zaman başladığını, hangi durumlarda en yoğun yaşandığını ve daha önce neler denediğinizi ele alır. Buna dayanarak bir tedavi planı oluşturulur. Bu plan genellikle düşüncelerin ele alındığı ve maruz bırakma egzersizlerinin hazırlanıp değerlendirildiği haftalık görüşmelerden oluşur. Süreç, sizi zorlamayacak ama kaçınma davranışında da tutmayacak bir hızda ilerletilir.
İlk adımı atmak
Sosyal kaygı kalıcı bir engel olmak zorunda değildir. Doğru destekle birçok kişi sosyal ortamlarda zamanla yeniden güven kazanır. İlk adım aile hekiminizle konuşmaktır: özel ruh sağlığı bakımı (specialist GGZ) için aile hekiminden sevk gereklidir. Yaşadıklarınızı orada paylaşın, böylece size en uygun yardım türü belirlenebilir.
Mavera GGZ, Rotterdam’da Hollandaca, Türkçe, İngilizce, Ukraynaca, Lehçe, Uygurca ve Arapça dahil olmak üzere çeşitli dillerde, BIG kayıtlı uzmanlar tarafından hizmet sunmaktadır. Sosyal kaygı tedavisi hakkında sorularınız mı var? 010–254 38 96 numarasından veya info@maveraggz.nl adresinden bize ulaşabilir, ya da önce aile hekiminizden sevk talep edebilirsiniz.
Anahtar Kelimeler




